“Barınak” gerçekleri… Neden kendimizi kandırıyoruz?

October 10, 2009 at 3:04 pm 3 comments

Barınaklar…

Belediye ya da artık köpeğine bakmak istemeyen biri geliyor, köpeciği yüzlerce, binlerce yabancı köpeğin arasına bırakıyor. O yabancı köpekler günde iki öğün ağızlarına kadar doyuyor. Daima istedikleri özel ilgi ve sevgiyi hissediyor, özgürlüğü yaşıyor. Kusursuz sağlık imkânlarından yararlanıyor. Ve o gün, sıcacık yataklarından yeni kalktıkları o sabah, güneş banyolarını yaparken aralarına katılan bu yeni köpeği hemen kabul ediyorlar. Büyük olanlardan biri sıcacık yatağından kayıp ona yer acıyor, su ve mama itiyor önüne… Köpecik artık hiç ürkmüyor: Yemeği var, mutlu ve huzurlu bir barınak…

Barınağı böyle bir yer mi zannediyorsunuz?.. Ama değil…

Barınaklar...

Umutlarını kaybetmeden beklemeye devam ediyorlar...

Zincirler, kafesler, açlık, kavgalar, hastalık, ölüm dolu aslında barınaklar… Bir de güzellikleri görülemeyen patiler var tabii…

Türkiye’deki en iyi barınaklar bile, sizin hayal bile edemeyeceğiniz kadar berbat.

Peki, ya yeni doğan bebekler?.. Özel odalarında, hijyenik koşullarda yaşadıklarını mı sanıyorsunuz?.. Uzun ömürlü olmadıklarını söyleyebilirim…

Neden kendimizi kandırıyoruz?..

Barınaklar...

Onlar da özgür ve mutlu olmak istiyorlar...

Sahip arayan köpeklerin ilanlarını görüyorum: “Yuva bulamazsa barınağa gidecek.” İnsanları dinliyorum: “Köpeğime bakamıyorum, barınağa vermeyi düşünüyorum.

Barınak çözüm değildir, asla da olmayacaktır.

Barınaklar köpek deposu değildir. Barınak, aslında hayatını kendi başına idame ettiremeyecek özürleri olan hayvanların olması gereken, az sayıda köpekle, daha hijyenik bir biçimde işlemesi gereken yerdir. Ama Türkiye’de barınaklar, bazı belediyelerin yardım bile etmediği, 3-4 gönüllünün çabalarıyla mama bulmaya çalışan, hastalık dolu yerlerdir…

Gönüllülerin ayakta tutmaya çalıştığı barınaklar...

Gönüllülerin ayakta tutmaya çalıştığı barınaklardan biri daha...

Barınaklar...

Bulunabilen yiyeceklerle beslenmeye çalışıyorlar...

Barınaklar...

Her gün yenileri geliyor...

Sağlıklı köpeklerin sokaklarda koşup oynaması gerekir. Hayvanları evcilleştirip hayatımızın bir parçası yaptık. O zaman onlarla yaşamayı da öğrenmeliyiz.

Onlar çok özeller… ve maalesef hiç mutlu değiller…

İdil

Entry filed under: Uncategorized. Tags: , , , , , , , .

“Terk edilmek…” Gelin bunun üzerine biraz daha düşünelim… Duyarlı Olmak Neden Bu Kadar Zor?..

3 Comments Add your own

  • 1. muge  |  October 10, 2009 at 5:21 pm

    tamam bukadr yazılıyor iyi hoş peki neden kısırlaştırma kampanyalarına destek verilmiyo ?? let’s adopt sahiplendrme ‘ nin dışında ksırlaştrmada yapsa bence süper olur😉

    Reply
    • 2. Merve Yaprak  |  November 25, 2009 at 8:06 pm

      Biraz geç oldu ama..Müge hanım facebook üzerinden grubumuzu takip ederseniz eğer neler yaptığımızı görürsünüz zaten.. Lütfen bir şey ortaya atmadan önce iyice araştırın : )

      Reply
  • 3. idil uzun  |  October 16, 2009 at 4:45 pm

    müge hanım, siz beni sadece boş yazar gerisine karışmaz falan sandınız heralde.. merak etmeyin kısırlastırmayı destekliyoruz, onuda yazıcaz..herseyin bir zamanı var, 300 tane yazı yazsak arka arkaya 300ünü okuyacakmısınız? ayrıca burda sadece oturup yazmıyoruz,kısırlastırmalarıda maddi gücümüz el verdigi oranda yapıyoruz..

    Reply

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Genç Sahip Çıkalım!

Genç Sahip Çıkalım!
(Young Let's Adopt!)
"saving animals inspiring humans"

Takvim

October 2009
M T W T F S S
« Sep   Nov »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Güncel Yazılar


%d bloggers like this: